Yılmaz Odabaşı Web Sitesi Untitled 1
 
Yılmaz Odabaşı nın 1980-2014 yılları arasında yazdığı 11 şiir kitabının bir araya getirildiği toplu şiirleri HER ÖMÜR KENDİ GENÇLİĞİNDEN VURULUR, yeni baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! ŞARKISI BEYAZ, (Roman)-5. baskısı Öteki Yayınevi nden çıktı! FERİDE (şiir) 15. baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! Kitapçılarda ve internet kitap sitelerinde...

        Web sitemizin konuk defterinin mesaj gönder butonu kapatılmış olup, arşiv olarak açıktır.


   Gönderen

   şeyhmus bibgül
   mardin

  11.11.2009

     yılmaz odabaşı sen 21. yüzyılın en büyük şairisin saygılar sana ve sanatına...


   Gönderen

   Kayhan Karaman
   İstanbul-HOPA

  11.11.2009

     Bugün Yılmaz Odabaşı ile karşılaştım. İşyerimin önünden geçiyordu ve o an ne yapacağımı şaşırdım. Öyle ya bir şeyler demeliydim, bir şeyler yapmalıydım, onu tutucak bir söz, biraz muhabbet edebilme şansı, karşısına geçip kullanacağım cümle çok önemliydi, çünkü bu şans bir kez daha gelmezdi beklide. Radyo programcılığı yaptığım yıllardan bana kalan en güzel yeteneğimi kullandım öncesinde şunu diyim bunu diyim diye karar vermeden tamamen doğaçlama ve anlık tek nefeste bir kelime bombardımanı!! ( keşke hep kelimelerle bombardıman yapılsa ) ve kelimelerin ustasını yine kelimelerle kandırıp bir çay içmeye ikna etmek. Tek solukta kurduğum cümle. -Merhaba Yılmaz ağbi, hayran kelimesinden nefret ederim, ben hayranın değilim ancak hayatımda köklü değişiklikler yapan insanları içimde hep özel kılarım. Daha ortaokuldayken ablamın kitaplığında bulduğum ilginç bir kitap ismini, tek parmak hareketimle elime düşürmemle başladı senle tanışmam. Feride. Herhalde aşkla, siyaseti, hiçliği, sadakati, bağlılığı, isyanı ve kısacası hayatı bu denli özdeşleştiren ve harmanlayan tek kişi olarak başladın ve devam ediyorsun benimle yaşamaya, Sonra üniversitede hem çalışıp hem okuduğum dönemlerde, tüm kitaplarını bir kutu içine koydular ve yüklendim. Bir yıl boyunca taksitler için her posta çekini büyük bir sevinçle ve huzurla yatırmaya gittim. Tek dostum artık radyo ve kitaplarındı, ben sevdiğim bir cümleyi yada kitabı hiç fark etmez onlarca kez okumaktan bıkmam, çünkü her okuyuşumda o kelimeye farklı anlamlar yüklerim ki bunu başarabildiğim tek yazardın. Sonra dostlarımla tanıştırdım seni, onlar hep çok memnun olduk tanıştığımıza dediler ama duymadın sen. Ev arkadaşlarıma verdim kitaplarını okumadılar, yılmadım oturttum karşıma siz okuma özürlüyseniz ben okurum size, herhalde dinleme özürlü olamazsınız diyip onlara saatlerce kitap okudum. Şimdi ise kitaplıklarında eminim birçok kitabın vardır. Her bir hikayeyi yada şiiri okuduğumda hayatımdan bazı kesitlere rastladım ve dostlarımla kıyasladım hah bu tamda ona göre dediğimde hemen mail attım, dedim ki al bu hikayeyi bir oku, benim hayat felsefemi yönlendirmemde büyük rol oynamış bir yazar bu bence beğeneceksin hatırım için on dakikanı ayır ve oku. Her zaman bu maiilerime bir cevap geldi hepsi mail adresimde kayıtlı şimdi, evet Kayhan süper çok sevdim araştırdım başka yazılarını kesinlikle kitaplarını almam lazım. Ben bu sefer kendime bir misyon edindim artık kitaplarını okumaktan çok birilerinle paylaşmak misyonu. Başarılıda oldum eminim birçok kişiye kazandırdım seni, ama bu senin için yapmadım onlar için yaptım çünkü onları seviyordum. Şimdilerde ise kelimelerle oynuyorum. Şiirlerini hikayelerini serzenişlerini alıyorum, katıyorum çıkarıyorum ekliyorum kendime uyarlıyorum ve o kadar özel şeyler çıkıyor ki bence edebiyatta yeni bir çığır açılmalı kelimelerle oynayarak herkes özel saydıklarını kendine uyarlasın böylece paylaşalım büyüyelim bu büyümek bitmesin. Ayrıca bir şeyi daha itiraf etmek istiyorum, ikibinli yılların başları, içimde hep sana ulaşma isteği, çok bir şey istemiyorum, öyle kendini yitirip başkalarına adamış geçici hevesleri olan genç kuşak gibi dokunmak resim çekilmek sizi çoook seviyorum demek değil, sadece oturup iki lafın belini kırmak, sensin yazılarınla dolmuş bir içi yine sana boşaltmak için. Yeğenin Fırat, ona söz vermiştim ama artık üzerine çok zaman geçti ben sözümü tuttum söylemedim, şimdi söylemekte sakınca görmüyorum. Ziyaretçi defterinde yazısını gördüm dayı diye seslenirken sana, mail adresini gördüm ve öyle yaptım böyle yaptım telefon numarana ulaştım, tabi ki nerden aldığımı söylememe sözü vererek. Mesaj attım sana aradığımda müsait olmayacağını düşünerek ve hemen cevap geldi aslında hemen cevap gelmesine şaşırmadım çünkü seni çok iyi tanıyordum cevap yazardın saygı dolu mesajlar ve saygı dolu cevaplar. Şimdi ise karşımdasın ve ben bu anı kaçırmak istemiyorum. Sana yeni bir ilham verebilirim. Yeni bir yazı kaynağı. Kitaplarınla büyümüş bir insanı ne denli değiştirdiğini ve nasılda hayata daha duyarlı hale getirdiğini gelde gözlerinle bir gör. İçerdeyken unuttuğun o bir sigara bir bardak çay nasıl bir şeydi Cevdet diye seslendiğin Cevdet farz etti benim ve sana sigara çay ikram ediyorum. Herhalde yıllarını seninle geçirmiş bir kişiyle on dakika geçirmeye tahammül edersin. Dedim. Arada sırada gülümseyerek arada sırada ise dalarak dinledi beni, sadece dinledi ama çok güzel yazdığı gibi çokta güzel dinledi. Tahmin ettiğiniz gibi kabul ettirdim evet oturduk. Bir şey daha itiraf edeyim, çayı yeni demlemiştim ama bu bayatlamıştır demiş yeniden demledim. Ee her şey biraz daha fazla anı paylaşmak için bunu öğrense de kızmaz Yılmaz ağbim biliyorum. Ama o süre içinde neler konuştuğumuzu yazamam, anlatamam kimseye çünkü söz verdim. Belki son kullanma tarihi geçtiğin de o cümlelerin paylaşırım sizinle cayarım sözümden ama şimdi değil. Ayrılırken ne bir telefonunu istedim ne bir adresini nede başka bir şey. Kitap imzalatma isteğinde de bulunmadım çünkü buna Yılmaz Odabaşı’da dahil hiç kimse Yılmaz ağbinin kitapları üzerinde karalama yapamaz çok değerlidir benim için o kitaplar kan çıkar. Öylece ayrıldı gitti uzaklaştı. Giderken ne kentler yıkıldı nede kuşlar uzaklaştı nede taburlar ayaklandı çünkü biliyorum ki, hayatın bir anından bir yerlerde yine karşılaşacağız beklide benim şehrimde Lazona’da , Hopa’da olur belki de onun şehrinde Diyarbekir’de yada ortada bir yerlerde Ankara’da Kumrular Sokağın’da yada tekrardan İstanbul’un kanatları altında. Mutlaka biryerlerde yine karşılaşacaz. O zaman eyvallah güzel insan saygılar. ( Olayda yaşanan kişiler ve bahsi geçen konuşmalar tamamen hayal ürünüdür. Yaşananlar hayal ama yüreğimden gelen sesler gerçektir. Belki birgün bir yerlerde karşılaşırız da bu sefer bu uyarıyı koymadan yazarım )


   Gönderen

   Merhametli?Londra'dan
   Londra/England

  10.11.2009

     YILMAZ arkadaş, Herhangi bir Irk, Din, Meshep, Milliyet, bir Etnik gurubun üyesi değilim. Etnik kimliğim yoktur. Saatte 108 000 bin kilometre hızla dönen bir dünyada yaşıyoruz. Atomlar bizi bir arada tutuyor. Yercekimi filan. Neyse : Anı Yaşayıp Mutlu Olmak ! “Anı yaşayıp mutlu olun! Geçmiş geçti gitti; Gelecek ise hayaldir. Şu an ‘nesnel gerçek’ olan yaşantındır, farkına varıp uyanmış olmandır; ve bilinçlenmendir”… Ailecek Mutluluğunuz daim olsun dostlar, … Esenlikler dilerim.Her an mutluluklar dilerim. Merhametli/Londra’dan.


   Gönderen

   oguz takmaz
   adana

  07.11.2009

     merhaba yılmaz abi en içten dileklerimle selamlıyorum seni ,güler zereyle ilgili bir yazı paylaşmıssın çok sevindim güler ablayı birebir tanıyan biriyim hatta bugün hastanede beraberdik ona emegi geçen herkese çok teşekkür ediyordu senin içinde olsun bu teşekkür sitende paylaşmıssın .öyle bir yazmak istedim saygılarımla ve sevgilerimle


   Gönderen

   İlkay Döğer
   Manisa / Soma

  03.11.2009

     Sizin Gibi Müthiş Bir İnsanla , Bir Ustayla , Aynı Zamanda Yaşadığım İçin çok mUTLUYUM .. Başarılarınızın Devamı Umuduyla .. Şiirleriniz Çoğaltıyor ßeni .. Hergün Yeniden çoğalacağım Şiirlerinizle ...


   Gönderen

   ismail aslan
   istanbul

  02.11.2009

     ustam sitenizi tekrar görmek çok güzel. şiirleriniz bir tutkudur, vazgeçilmez. şahsen her mısrasında kendimi görüyor, kendimi okuyorum... kaleminiz hiç susmasın. kaleminize, yüreğinize sağlık...


   Gönderen

   heval serhat
   mardin

  31.10.2009

     vay benim ustadım, nekadar mutluyum, nekadar sevindim bilemezsin. düştük hayatın koşuşturmasına, kendimize vakit ayıramaz olduk derken bugün ilk defa bilgisayarımın başına oturma imkanı buldum uzun uzadıya ve ustadımın sitesine girip bakayım dedim,açılmışmı diye, bir de ne göreyim, ustam yine bizlerle. şad ol güzel ustam,var ol. umarım bir daha karınağrımız olmaz bu tür trajikomik olaylar.umarım bişeyleri değişmiş tıknaz zihniyetli insanların,bu zaman zarfında... tekrar merhaba güzel usatadım kal sağlıcakla,hayatın bir noktasında tekrar görüşebilmek dileğiyle.


   Gönderen

   servet arslan
   BAĞLAR_DİYARBAKIR(KAYNARTEPE)

  29.10.2009

     ERDEMLERİNE BİRLİKTE İNANDIĞIMIZ HALKLAR AŞKINA... İNANÇ VE AŞK -yılmaz odabaşı'ya- (...) -GÖZLERİMİN KAN ÇANAĞINDA HALKIMIN, İNCİLTİCİ BOYUTTAKİ YOKSUL HALKIMIN DAMLA DAMLA ERİTİLEN BEDENİ VE SONRA RÜZGARA SAVRULAN KÜLLERİ YATMAKTA EY GÜZEL! -DUR BIRAKMA TENİNDEN BİR PARÇA ARDINDA BİLİRSİN OYSA BİRDİK SENİNLE TEK RUHUN İKİ BEDENDE VUKU BULMASI AL GÖTÜR GİDECEĞİN DİYARLARA HER ANI HASRETİNİN MAHZENİNDE KAVRULAN ŞU BEDENİMİ MENZİLİ OLAMAYAN YOLLARA, OKYANUSLAR ARDINA, ASİ DAĞLARINA… -O YOL; GİDİP DÖNEMEYECEĞİM (BENİ SENDEN, SENİ BENDEN ALIP KOPARAN YOL) DÖNÜP GÖREMEYECEĞİM GÖRÜP İŞİTEMEYECEĞİM İŞİTİP DOKUNAMAYACAĞIM NOKSAN YARINLARA MEYİLLİ YOL BIRAK ÇEK ELLERİNİ ELLERİMDEN ŞU GÖZLERİNİDE AL ÜZERİMDEN ALAMAZSIN HAKİMİYETİNE GÖZLERİMİ BİR BARUT FIÇISIYIM UFAK BİR KIVILCIM YETER KÜLLERİMİN SESSİZ SEDASIZ SÜZÜLÜŞÜ İÇİN YAKLAŞMA BANA ARTIK TEHLİKELİ VE YASAK BU AŞK!


   Gönderen

   yılmaz zinoğlu
   bitlis

  28.10.2009

     içim tırpanlandı, o da yaramadı, b(aşka) reçete var mı?


   Gönderen

   Cihan Barış BUDAK
   Mersin

  25.10.2009

     Merhaba Üstadım; Geçen ay bir romana başladım. Şu aralar bitirmek üzereyim ama farkettim de romanda sizin birçok dizenizi kullanmışım. Sizin şiirleriniz gerçekten büyük bir kitleyi karşılayan şiirlerden. Sizin "Ne Diyarbakır anladı beni, ne de sen/Oysa ne çok sevdim ikinizi de bir bilsen" dizelerinizle bile apayrı bir romana imza atılabilinir... Mesaj panosunda arkadaşlar Adana'dan bir şeyler yazmışlar. Sizi tekrar Adana'ya bekliyorlar... Mersin'de yaşamama rağmen ben de sizi tekrar Adana'ya bekliyorum. 17 Ocak 2009 benim unutamadığım ve unutamayacağım günlerden birisi. Sizinle tanışabilmek gerçekten çok güzeldi. Dilerim herkes bu güzel duyguyu yaşama fırsatı bulur... Bu arada ilk şiir kitabımın yayınlanmasına sayılı günler kaldı. Arka kapak için yazdığınız yorumla beni onurlandırdınız. Size tekrar çok teşekkür ediyorum... Kitabın ismini Yitik Düşlerin Ardından olarak belirledim... Siz bize lazımsınız... Kendinize iyi bakın... Cihan Barış Budak


   Gönderen

   SERHAT PARLAK
   İSTANBUL

  22.10.2009

     Sayın Yılmaz ODABAŞI yeni panelinizin hacklenmemesi dileğiyle...


   Gönderen

   RÊZAN CEGERXANİ
   MARDİN

  21.10.2009

     merhaba hocam...şiirlerinizi okuyorum gerçekten çok beğeniyorum sizin gibi şairler olmasa bu şiirlerin hali ne olur diye düşünüyorum,düşünüyorumda bir ahmede xani yi bir fekeyen teyran'ı birde sizi ve daha yüzlercesi yaşamayan ölümsüzler yaşadığınız için teşekkürler...sizi dillerin,dinlerin,kültürlerin,medeniyetlerin,tarihe adını tanrının sevdiği şehir olarak yazan ve birazda şairce şehrini öven insanların yanında mardinde de görmek isterdik :)


   Gönderen

   Aytaç KORKMAZ
   Gaziantep

  20.10.2009

     Yeniden merhaba Yılmaz Abi. Sitenin yeniden yayına geçmesi güzel ama keşke bir kaç tane yeni şiir kitabı da çıksa...


   Gönderen

   oguz takmaz
   adana

  19.10.2009

     sevgili yılmaz abi keşke yine bir kitap fuarına ya da başka bir şey için adanaya gelsen ,seni dinlemek gerçekten güzel ,şansıma bir programın denk gelirse bütün işlerimi iptal eder seni dinlemeye gelirim ,çünkü sen benim için çok degerli bir abimsin sevgilerimle ve saygılarımla

Toplam mesaj sayısı: 1242

Sayfa: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89]

     Yılmaz Odabaşı resmi web sitesi ® 2007