Yılmaz Odabaşı Web Sitesi Untitled 1
 
Yılmaz Odabaşı nın 1980-2014 yılları arasında yazdığı 11 şiir kitabının bir araya getirildiği toplu şiirleri HER ÖMÜR KENDİ GENÇLİĞİNDEN VURULUR, yeni baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! ŞARKISI BEYAZ, (Roman)-5. baskısı Öteki Yayınevi nden çıktı! FERİDE (şiir) 15. baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! Kitapçılarda ve internet kitap sitelerinde...

        Web sitemizin konuk defterinin mesaj gönder butonu kapatılmış olup, arşiv olarak açıktır.


   Gönderen

   sudenaz
   siverek

  02.08.2008

     merhaba yımaz abi seni çok seviyoruz ve yakından takip ediyoruz .emeğine ve yüreğine saglık.


   Gönderen

   ayfer feriha nujen
   dünyada bir yer

  01.08.2008

     "...yol arkadaşım,gördün mü, duydun mu olup bitenleri?.." yine yarın olacak mı?gün denen tan sökende şafağa çatacak mı?burda demokrasi "bize göre"! orda kuşlar da tutsak mı göğe?belki daha güvendeyiz böyle; çelik halatlar,kelepçeler,parmaklıklar ardında...esaret mi delilik, yoksa cesaret mi?-hiç işte! zaman bize zaman verirse eğer,başka türlü nasıl olur ki direnç!biz sana şiir dedik ey, sevgiliden güzel-kıymetli anlaşılması şart koşulmuş,özetle diyeti katliam,cinayet olan, düş şehri türkiye!evet, DÜŞ! şehri türkiye...ama düş-mek düş görmeye benzemez...dün müydü neydi,düş!tü belki...bizim sokağımızı da bombaladılar....içerde,dışarda fark eder mi?ölüm, ölüm işte!başka bişiy değil ...topal fransızcam alt edebilir türkçeyi,zira çok güzel konuşurum anadilimi...ama yasaktı bir zamanlar...cehennem görmüş cennetlik şimdi..onund a ğzımda bir bacağı kısa kalıyor diğerine göre..işte bu yara!..yo yo,bu demokrasi..anadilim sevgilim benim!tıpkı mem-u zin gibi...ya da kawa...ya da kavuşamamış olmaya mahkum olan bütün aşklar gibi... biri boğazdan atlıyor,biri kendine kalıyor.. yaşama rest çeken kim!yaşamı kale alan kim?annem türkçe bilmiyor...bak çok büyük ayıp!ben çok güzel türkCHE konuşuyorum...ne kıymeti var?herşey bir şeye endeksli...önyargı değil bu,bu ülkede ,bu ülke gibi yerlerde yaşama prensibi..-hiç işte! ... yaklaşıyor intiharım dokunma(!) o çoğalan cinnettir şimdi tek başına ünlem(!) birinin alnında çekirdek birinin ruhunda yara yan-kıyan tetik sesi(!) bak bu da ünlem(!) artıyorsa karanfil satışları ölümle beraber artacak keder babalar da üzülecek evet ama giden geri dönmeyecek elleri ipin arasında boynu paramparça ünlem cinnettin kısa mesnevisi.... dilimi çıkarıyorum ağzımdan...isteyene göre değişir anlam...istemeyene sürç-i lisan...."yol arkadaşım,gördün mü, duydun mu olup bitenleri?.."-hiç işte!hiç anlamlıdır içte bir yerde... nokatyı kuyu sanan ,göğe bakarken penceresini kabir kılanlara... dilimi çıkarıyorum ağzımdan... (övgü dolu sözler ve anlamlı desteğiniz için teşekkür...değerlisiniz...) ayfer feriha nujen


   Gönderen

   emine sevil
   adıyaman

  28.07.2008

     kuşlarım vuruldu, kurak bir nehirle kaldım dağlarım kurşunlandı ayazlarda yıkandım kuşlarım vuruldu çoktan kimsesiz kaldım Aslında söylenecek söylenmesi gereken o kadar çok şey var ki, ben doğulu olmakla gurur duyarken şimdi bunun sancısını çektirdiler ilk kez kanadımın gerçekten kırıldığını hissettim yılmaz abi şimdi anladım ki bizler ne kadar başarsakta bişeyleri yazarın dediği gibi altımız hep kırmızı kalemle çizili, ama herşeye rağmen bu ülke hepimizin bizler farklılıklarla bir bütün olduk iyi ki bu ülkenin kanatlarında doğdum


   Gönderen

   Candaş
   kırşehir

  27.07.2008

     duygular asla tam olarak kağıda dökülemiyor ..bir kitabınızda şöyle diyordunuz "yaşam her zaman düşlerimizin gerisindeki kırıntılardır. " öyle ya bu hep yaşanınca insanlar nasıl coşkulu yaşayacak nasıl hayattan tat alacak? olur dediniz " asıl coşkunun kıstırıldığı yerde yazmalıydı yazar" .. şunu söylemek istiyorum: bu ülkenin sosyo ekonomik gerçekleri çoğu güzel insanı mahvetti. aslında topluca bir yokoluş vardı ama şairler yazarlar yinede coşku dedi yinede ,herşeye rağmen yaşayalım.. benimde tutkum günbe gün azalıyor galiba. o 8 -9 yıl önceki hazzın kırıntısını bile bulamıyorum.. herkes kabaca paranın ,malın ,mülkün ,servetin düşünde. ben de açıkcası böyle bir ülkeden bıktım. Yazılarınızdaki içtenliği hep gördüm. ama ülke çoğunluğunun o yöne akmasınıda hep istedim. sayın Ahmet Telli gibi " azalarak çoğalalım " diyemedim. neyse biraz saçmalasamda bunları yazmak istedim. biz yinede çiçekleri izlemeye devam edelim. biz bu düşle yaşayalım


   Gönderen

   haydar kotanoğlu
   stenbol

  26.07.2008

     merhaba yılmaz abi çok güzel yazıyorsun eline yüreğine sağlık başarılar diliyorum


   Gönderen

   canerdağ
   istanbul

  20.07.2008

     yılmaz abi, ben bu sene anamın topraklarına ilkdefa gidiyorum. seni de orda, munzur festivalinde görmek, dinlemek çok muhteşem olurdu. ama! duyuru bölümündeki yazınızı okuyunca çok üzüldüm. umarım başka zaman başka bir mekanda görüşmek dileğiyle hep kardeşce


   Gönderen

   Pınar Türk
   izmir

  16.07.2008

     merhaba yılmaz abi nasılsın umarım iyisindir sen iyi ol senin varlığın hepimize güç veriyor çünkü.kucak dolusu selamlar.sağlıcakla kal


   Gönderen

   yolcu hem de yol
   

  08.07.2008

     Niye bu kadar zor ki içimden gelenleri yazmak sana kalemine yakınlığımı anlatmak bilmem???Hani her zaman değilse de aradabir hani herkese değilse de bazılarına olur ya kendinden birini bulmak,yıllardır,aylardır sakladıklarını okumak dinlemek yansımandan..Hissediyorum en iyi şekilde şimdi bunu ama kendimi aramaya çıktığım bu yolda kesinkes bildiğim bişey war ki desteğine yüreğine ve sana ihtiyacım war kardeşlik dostluk ve tabi ki insanlık adına...


   Gönderen

   JEHR
   wan

  05.07.2008

     Kandırıyordu çobanlar sürülerini "yaşmayı uğruna ölecek kadar seviyoruz" masallarıyla. Eğer yaşmaya değmeyecek bir hayatsa kastettikleri, o hayat uğruna ölünecek kadar da değerli olamazdı. Yok eğer hayat yaşanılacak kadar güzelse; o zaman ölmeye ne mana....


   Gönderen

   Heval Serhat
   mardin

  04.07.2008

     " adım yok benim, adımı bilen yok, bir çocuğun gamzesi kadar hissem yok benim bu hayatta. doğuda ayaz bir sabah, kara basan minik,çıplak bir ayakta kırmızı bir sızıyım ben... " sahi yılmaz hocam bir çocuğun gamzesi kadar hissemiz var mı bizim,bu hayatta... saygıyla,sevgiyle ve özlemle ustadım , sağlıcakla kal...


   Gönderen

   Merve Durmuş
   İstanbul

  03.07.2008

     Bir kalemim olsa sizin gibi keske gönülden baksa dünyaya, söyleyebilse içinden, en derininden geçenleri, sevebilse herkesi sizin sevdiginiz gibi... Iyi ki varsiniz ve iyi ki bizimlesiniz. Sizi seviyorum...


   Gönderen

   YuNus emRe suci
   artık hiç biLmediğim biR yeR

  01.07.2008

     (...) Ben yara oLarak varoLdum da, sen keLimeLerini bana merhem oLarak kuLLandın.. sen keLimeLerini kendini feda etin, canını yaktın ama canımı yakmadın hiç.. her harfinde içime işLedin ama dokunmadın gizLerime, yaraLarımın hep üzerini örttün ve bana yine yeni yoLLar, yeni sevdaLar açtın.. ( bu denLi sevdirdiğin sevgiLer için teşekkürLer yıLmaz abi )


   Gönderen

   derya
   bursa

  29.06.2008

     "yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşcesine"... sihirli bir halının üstünde, memleketimizin en güzel yerlerinde dolaşır buluyorum kendimi şiirlerinizi okurken... Aşk, Özlem, Umut, Yalnızlık, Kardeşlik, Ölüm, Yaşam ve en önemliside Dostluk anlattığınız bu duyguların içtenliği ruhuma ışık oluyor... Özlemle...


   Gönderen

   YoL
   

  29.06.2008

     Merhaba Yılmaz abi.. Uzun bir aradan sonra, yine bulutlu bir anımda sana sığındım..kitabında olduğu gibi "küllenen aşk"ların tortusunda ömrümüz kimi zaman...avuçlarımızda ıslanmalı mı göz kapaklarımız her zaman, kural mıdır bilmem ama susarak mı özlemeliyiz gidenleri geçmek bilmeyen zaman dilimlerinde, sevişlerimiz yaralı kuşlar gibi kanatlarından vurularak mı düşmeli, dayak yemiş mağdur bir çocuk gibi kan-ter içinde mi kalmalı sevdayı sırtlayan omuzlarımız, mırıldanışlarımızda sonsuz bir nem-çığlıklarımızda ayaz bir kuruluk mu olmalı her zaman...sen de Diyarbekir'i de, Onu da çok sevdin, ikisi de seni anlamadılar..en sonunda sevgini yıldızlaşan, onurlu bir yumruk gibi sımsıkı yüreğinin içinde saklayıp belki sustun, belki de seni anlamalarını bekleyerek keskin bir umuda sarıldın...ya umutlar da tükenmeye yüz tutmuşsa abi? "gitmelerin" de bir marifet olduğunu kabul edip, gitmek midir yakışan?

Toplam mesaj sayısı: 1242

Sayfa: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89]

     Yılmaz Odabaşı resmi web sitesi ® 2007