Yılmaz Odabaşı Web Sitesi Untitled 1
 
Yılmaz Odabaşı nın 1980-2014 yılları arasında yazdığı 11 şiir kitabının bir araya getirildiği toplu şiirleri HER ÖMÜR KENDİ GENÇLİĞİNDEN VURULUR, yeni baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! ŞARKISI BEYAZ, (Roman)-5. baskısı Öteki Yayınevi nden çıktı! FERİDE (şiir) 15. baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! Kitapçılarda ve internet kitap sitelerinde...

        Web sitemizin konuk defterinin mesaj gönder butonu kapatılmış olup, arşiv olarak açıktır.


   Gönderen

   aycan
   a n t a l y a

  27.06.2008

     herkez bilmez gecenın karanlıgı ne kadar karanlık olur.... sonu nedır, dibi varmıdır... ama ben bılırım iste... yılmaz odabası da.... bu yuzden burda, bu yuzden ellerını tutyorum, bu yuzden gulumseyerek bakıyorum ona... acıyı, mutlulugu aynı anda sundugu ıcın kocaman avuclarıyla bana..... ve emınımkı sızde bu yuzden burdasınız.... ben onun gozundekı karalıgı sevıyorum, ben onun sıır yazarken kalemı tutusunu hayal etmeyı sevıyorum, ben onu bır bahcede denızı , cıceklerı ızlerken hayal etmeyı sevıyorum.... ben onun kocaman yuregını, satırlara sarılısını, kımseyı umursamadan hecelenısını, ben onun guzellıklerı kendı gozuyle gorusunu, ben onun onda yakaladıgım benı sevıyorum ... ben onu gercekten sevıyorum... oy kasına gozune oy kalemıne kurban oldugum..... sen hep yanımda, ben hep sıcaklıgında olacagımmmm... sevgıyle, huzurla kal yılmaz odabası...


   Gönderen

   tuğba
   siirt

  26.06.2008

     hayat gül kokulu bir sağanak yine diyerek tutundum her defasında hayata..terketmişken tüm güzellikler..ve her yeni bir sona yeni başlangıçlar eklerken kattıklarınla başladım mutluluklara..sevgili yılmaz abicim sesime ses verdiğin için çok saol..seni hissetmek,yanımda olduğunu,yanımızda olduğunu hissetmek şiirlerine tutunarak yaşamak öyle bir duygu ki...


   Gönderen

   tuğba
   siirt ama ne fark eder ki....

  25.06.2008

     yüreğimden bir şarkı koptu bugün..söylemek istedim ama kendime bile kabullendiremedim içimdeki çaresizliği..ben bile inanamadım şarkımın mutluluğuna... oysa herkes gibi ben de gülümsemek istemiştim gülmek istemiştim irkilmiş gözlerine bakarak hayatın inatla...ben kendimi buldum sende yüreğimi paylaştım her okuduğumda dinlediğimde..ve hissetiğini bilerek inatla hiç vazgeçmedim...iyiki varsın..


   Gönderen

   Erhan Ektiren
   Adana

  25.06.2008

     Feride gibi sevmek diyordun, nede güzel söyledin Yılmaz abi hem türküye banıp içiyordun hem geceleri ıslıklarınla seviyordun, nede güzel sevmişsin... Hayatın ve seni senleştiren duygularınla hep oracıkta kalman ümidiyle SEVGİLERİMLE...


   Gönderen

   a y c a n
   a n t a l y a

  25.06.2008

     işte yine ben... kendımı ne zaman eksık hıssetsem kendımı burda buluyorum... yada sıırlerınle yılmaz.... ıcımde sıcaklıgın, arkamda nefesın, ve ellerım elınde bu kurak, dunya denen yolda... acılan her kapı sana, dudaklarımdan dokulen her hece senın kalemın..... oy yuregıne kurban oldugum, oy dunya gozlum benım..... ne guzel yahu senınle olmak , ne guzel dokunmasamda sıcklıgını hıssetmek.... gun gelecek kanatlarımı sana armagan edecegım, kendı kanatlarına ekle, daha yukseklere uc kiii........ senı daha uzaklardan bıle gorebıleyım dıye....


   Gönderen

   Serkan KOÇ
   Diyarbakır

  25.06.2008

     Bırakın! Figanlar kopsun anaların yüreğinde ve her yeni günde yeni acılara gebe halkımın bağrında.Kim bilir kaç can ecelsiz,kaç beden kefensiz gidecek öte diyarlara ama bırakın ve sakın konuşmayın.Size karışmayan yılan bin değil milyon yaşasın ve her kaptan kendi gemisini yürütsün,kalanları ise büyük tufanlar götürsün.Ne kadar daha sürer bu sessiz haykırış, sıra herhangi birimize gelene kadar mı? Dünyanın her yerinde, her halkın, her dilin,her dinin ve her rengin kendi manevi değerleriyle yaşam hakkı buluncaya kadar ne olur bırakmayın...Düşünmek bazen cezasız kalmasa da, en büyük cezadır aslında olanlardan bihaber olunmadığını kanıtlamaya.Sevgiyle, dostça, kardeşçe ve bir canın bir başkası tarafından alınmaması umuduyla...Saygılarımla. Bu arada; Yılmaz abi, siteyi ziyaret edip, ziyarteçi defterlerine yazanlar için, geri dönüşlerin, cevapsız bırakmayışların ve gerçek anlamda bu kadar önemseyişin, saygın kişiliğine başka bir saygınlık daha ekledi...Okurlarını bu kadar fazla önemseyen yazar elbette vardır ama ben ilk kez Sayın Yılmaz Odabaşı'nın bu geri bildirimlerine şahit oluyorum.Bu jest için çok teşekkür ederim.Her zaman dediğimiz ve dediğiniz gibi..Kardeşlikle ve Dostlukla!


   Gönderen

   ece
   gaziantep

  24.06.2008

     Belki de sorular silsilesinde bi cevap bulmaktı amacım sarıldım dört elimle sana; ama ummamıştım ki warolmamın hayata katlanmamın tek sebebiymiş bu sorular... Olmasaydın eksik kalırdım ben ben olmazdım belki de...Teşekkür ne ki şimdi edeyim burda sana WAROL abim yüreğimden yüreğine yetişir mi bilmem ama insan olmamanın manasını anlıyorum sende ve de en önemlisi warolmak adına DÜŞÜNÜYORUM........


   Gönderen

   Meltem Çiçek
   Hatay

  20.06.2008

     kurdugunuz site çok güzel ve kaliteli.siirleriniz ve fotograflarinizi begeniyle takip ediyorum.siteye eklediginiz müzikleri çok begeniyorum...


   Gönderen

   Eylem Çaycı
   İstanbul

  20.06.2008

     düs bitmeden sen bitme bitmeden sevgi gitme...bu dizeyle babami geri kazandim siizin sayenizde. Bu carpik düzende dogru yazilar, dogru duygular paylastigniz için size tesekkur ederim. TÜRKÜLER KADAR SAMIMI IÇTENSINIZ ANADOLU KADAR SICAKSINIZ, ÖZÜMÜZSÜNÜZ...


   Gönderen

   yunus emRe
   artık hiç biLmediğim biR yer..

  16.06.2008

     hiç biLmediğim, hiç kuLLanmadığım, hatta bazen hiç duymadığım keLimeLere sarıLdım şiirLerinde.. ve her zaman kuLLanıyormuşcasına aLdı beni bağrına.. sen gibi şiirLerin gibi yıLmaz abi.. bu kadar sıcak güzeLLikLeri yanmadan yazabiLiyormusun gerçekten, canını yakmadan... bizi bu kadar kendine çeken sıcakLığınLa yanmıyor musun.. ben sadece okurken yanıyorum bu keLimeLeri.. canım çok acıyor bazen.. ama aşk gibi sevgi gibi şiirLeRin.. canını yaktıkça daha çok seviyorsun .. yaktığın her yürek kadar yandın beLki de.. yaktığın her yürek ve yandığın yürekLerce büyüdün hep içimde...


   Gönderen

   erdal guler
   ağrı

  16.06.2008

     tarifi olunmaz şair yüreğinin bahsi de...yaşam hertürlü tadı dimağına tattırmıştı.ama hiçbir şey ve de hiçbir tat senin verdiğin tat kadar olamadı şiirde...


   Gönderen

   ayfer feriha nujen
   dünyada bir yer

  15.06.2008

     Ölmesin Kardeşliğimiz; Tanrı bizi kendi kilinden yaratırken ne düşündü bilmiyorum ,ama;yaratılmışlığım;O sonsuz boşluğa düştüğüm günden beri ben, düşünüyorum; -Platon;devleti niçin yazdı? -İmparatorluklar,kavimler,dinler ve diller ne istediler var olmak için birbirlerinden? -Fark neden kanayan bir yaraya benzer? -İdeolojiler kimleri mutlu eder? -Neden kimse bir başkasıyla mutlu değil? -Niçin hiç istenmediği halde sürüyor savaşlar? -Barış için başlayan kavgada neden en çok çocuklar ölüyor? -Hiç kavgası olur mu barışın? -Ben neden sorunun yanıtsız, karanlık kuyusundayım şimdi? Düşüncenin suyu aklın yolunda ilerler.Bakış açımızın derecesi,olup biteni izlemekten genleşen gözlerimizin çevrisi toplamı kadardır.Yaşarken edinilmemiş,çoğunluğun isteği üzere kabul görmüş,kopyası çekilmiş felsefeler;Her şey birbirine bu kadar yakın,bu kadar birbirinin içinden çıkmış ve birbirine bu kadar çok benzerken; -NEDEN? Kendi adını taşıyabilmenin onurunu yitirmiş ama, zaten buna gerek yokken bu uğurda ölmek belki ölmek katında daha çok öldürmek;yaşarken bir başkasını fazla görmek hayatta.Belki de hayatı fazla görmek.Yaşama hakkına göz dikmek;bu demokrasinin bir gereği olsa gerek.Malum, BİZ ÇOĞUNLUĞUN DENGESİZ KARALARI SONUCU BİRÇOK ŞEYİ GÖZDEN ÇIKARMAYI ONAYLAYAN KİRLİ BİR YIĞINIZ!Çoban dürtüsüne alışmış bir SÜRÜ!Hani biz,bu ülke,bütün ırklar,bu dünya, hepimiz kardeştik? Bizler kardeşiz; Bizler aileyiz; Kocaman bir aile. Aslında daha geniş düşünebilseydik, dünya kocaman bir aile; Aslında daha geniş düşünebilseydik, biz-dünya kocaman bir aileyiz. Öyle bir durundayız ki; şimdi,kendi yazdığımı bile sindiremiyor,gerçekliğini,doğruluğunu algılayamıyorum.Tıpkı, o şaşalı reklam tabelalarındaki kapitalist sloganlara benziyor sanki bu tümceler.Çok klişe.İnanmak, benimsemek gelmiyor içimden;Kendimi kandırdığımı düşünüyorum.Belki de tıpkı tanımı gibi bir sözcüktür aile..aile: karı, koca ve çocuklardan oluşan TOPLUMSAL bir topluluktur.Tanım gayet basit algılansa da, bu küçük topluluk aslında;TOPLUMSAL; bir topluluk.Yani bütün dünyanın ve ırkların kardeşliğini basit ve açıkça ifşa eden bir tanım.Yani aynı soydan gelmek ya da bir ereğe göre:;bir-araya gelmiş insanlara da aile denir. Hiç dikkat ettiniz mi bilmem;Bir-araya; gelmek sözcüğü ayrı yazılınca (;bir araya;)sanki bir aralıkta, bir bölümde toplanmış gibi.Sözün kısası,gerçekten bir oyunun içindeyiz.Bir-arada yaşamanın bir anlam yitimine uğratılıp bir arada; yani hepimizin aynı anda, aynı yerde toplanmış olup, üzerimize atılan ağın içinde kurtulmak için çırpınışımızla başkalarını imha etmemizi sağlamak için tasarlanmış bir yer;Bir ara;İşte bu arada iplerle bağlanmaya çalışılan hatta bir kısmımızın iplerini elleriyle verdiği bir sahne! Yalancı tarihin yüksek sanılan ama,çukuru anımsatan infaz sahnesi; Viktor Hügo, onuru kalmadığı zaman aile yoktur, der. Yoksa dünyayı bir yana bırakalım, bizim ülkemizde toplumsal topluluk diye adlandırılan aile olgusu, onurunu yitirdi mi? Her gün birileri ölüyor-öldürülüyor.Dağlarda olsun ister sokakta; Sebebi ister siyasi olsun ,ister başka bir şey;Bizler birbirimizi öldürmeye can atan katiller!Biz silahımızı bir başkasının alnına dayarken, bize alkış tutanların bizden daha cani olduklarını biliyorum.Yani hep bir oyun, hep bir sahnedeyiz.Hele bizim ülkemizde;Gerçi bu şekilde bir cümle hiç kurmak istemem..Bizim ülkemizde-;acaba gerçekten bizim mi?-Uğruna farklılıkları neden saydığımız insanları öldürdüğümüz bu ülkeizim mi?Bütün bu savaşlar,cinayetler;bizim olan adına mı? Saçma! İşin ilginç yanı, bütün bu olanların anlamsızlığını iktisad, siyaset, din gibi dünya borsasını bir-iki dolar yükseltip-alçaltan değerler adına yapıyor olmamız.Belki de en çok aile olduğumuzu düşünürken yapıyoruz bunları.Tıpkı Osmanlıda olduğu gibi;Öldürmüyor, katlediyoruz kardeşlerimizi! Dünya vatandaşlığının sınırını çiziyoruz.KANIMIZLA;KANLARIYLA KARDEŞLERİMİZİN ve bunu yasal mermilerle yapıyoruz..Üniformalı kaypak duruşmalarla yargılamıyoruz-infaz ediyoruz..Pasaportlar, diller ,dinler,ırklar;Labirent gibi;İçinde birbirimizi sırtından vurmak için kovaladığımız, çığlıksız koşuşturduğumuz bir labirent.Böyle giderse, belki yine kafatası ölçmeye başlarız.Hatta kast sistemini de mi uygulasak?Daha da ileri gitmeliyiz belki, kalıtım ve genlere de bakmalıyız..Bu sayede yeni cinayetler,yeni savaşlar için dünyadan silinecek,katledilerek öldürülecek;klan; yani, yeni bir nesil,yeni bir ırk daha yaratabiliriz.. Doğruyu bulmak, onu kanıtlamak..Doğrunun doğruluğunu kanıtlayabilmek için bile yanlışa dar ölçülerde dahi olsa ihtiyacımızın olduğu doğru.Fakat,bir başkasını sözün gelişi yaşatabilmek için, mide bulandırıcı bir sineğin hayatını bile sonlandırmaya hakkımızın olmadığı da bir doğru.Çünkü, sinekle ortak bir noktamız var!Aynı pislik dünyada, aynı derecede pay sahibi OLMUŞ OLMAMIZ... (-Yaşamak ve var olmak ortaklığımızdır, özgürlüğe ihtiyaç duyduğumuz oranda.-) Her şey çok değil,biraz düşününce çıkıyor ortaya.Desenize,bu yüzden düşünmek suç bu ülkede!Belki de kardeşliğin tanımını değiştirmeliyiz.Şöyle mesela: Bir bütün oluşturamayacak bir biçimde yan yana gelmiş öğelerin toplamı.Bir-yapılı olmasa da bir bütün olma zorunluluğu. İşte bana göre kardeşliğin yeni tanımı bu. Fakat bizde yeni bir kısırdöngü olmayan bu durum, namluya endekslenmiş kırmızı ve can alıcı bir çekirdeğe saplanan kıskançlıkla doğru orantılı. Ermeni kırması bir Kürt ve yıllardır bu ülkeye emek vermiş Türk vatandaşı bir ailenin ferdi olarak, hep şunu düşündüm:-niçin-ne için bu gürültü, bu cinayetler, adaletsizlik ve düzenin düzensizliği? -NEDEN, diye.Birbirine değmeden yürüyen insanlar İstasyonlarda, sokaklarda, her yerde beraberiz.Peki ya, şimdi?Hala böyle miyiz?Sokaklarda çarpıyor gözüme.Oysa, o kadar da eski değildi, birbirini tanımadan selamlaşan insanların var olduğu, beraber yaşadığı zamanlar.Bu ülke bizim!Bu ülke hangimizin?Şu toprağı üzerinde yaşayanlara kendi avuçları dolacak kadar bölüştürmeye kalsak, kime yetmeyecek? Hangimizi kimin dili, dini, ırkı neye dayanarak, neden rahatsız ediyor? Kadere inanan insanlar, belki bu düzenin tanrı tasarısı olduğuna da inanıyor olmalılar. Peki bu düzeni kuran, tasarlayan, yürüten nasıl bir tanrı?Ellerimize alabildiğimiz , aklımızda bozup bozup yeniden dizayn ettiğimiz bir tanrı mı?Bedenlerimizi ruh ve maddeden yaratan bir tanrının olmadığı kesin! Kuramların sonsuzluğa binen anlamları çoğaltılıyor.Irkları yüceltmenin altında yatan kişilik bozukluğunu yine kişisel zaaflarıyla büyütenler aile olma; kavramını ,kardeş inançlılığımızı parçalamaya çalışıyorlar.Farklı tanrılara, ideolojilere inanıyor olmamız mı bozuyor birlikte yaşayabilme uyumumuzu?Belki sorulacak çok şey var ama, ağzımızda tutuklanıyor, sorgulanırken ruhlarına tecavüz ediliyor kelimelerin, haklı sözlerin.Peki ya , NEDEN!?Bir şeyin oluşumunu sağlayan neden?Bir sonucu yaratan,var eden neden?.. Çocuklarımız ,kardeşlerimiz ölüyorlar.Bu acıklı ama, alışa geldik tümceyi tek taraflı kurmuyorum.-BUNUN MÜEBBET BİR SUÇ OLDUĞUNU BİLEREK!Dünyanın büyük bir aile ve herkesin kardeşi olduğuma inandığım için, bu cümleyi daha farklı olsun diye tek taraflı yazmıyorum..Yazamam da..Birkaç dolar daha fazla kazanmak için bize göre demokrasi fikrini benimsemiş olandan nefret ediyorum!Türk, Kürt,Ermeni ve dahası olmanın günahı boynuma...Öyle ki, eğer bu suçsa ben suçumu kabul ediyorum.İnsanların din, dil ve ırkları farklı diye kopan bu kıyamet tanrının tasarısı değil, bunu biliyorum.Çünkü, tanrı da bir tasarı..Faşist tavrı kendine layık ve yıkıma eğilimli hiçbir düzen ya da gizli güç halkların kardeşliğini bozamayacak..Evet, belki bizde ölen-öldürülenlerden olacağız.Ermeni olduğu için arkasından ensesine kurşun sıkılan bir gazeteci ,arabası havaya uçurulan bir aydın ya da edebi gücü yüzünden yakılmaya kalkışılan bir aydın gibi ölmek ,bizim şerefimiz olacaktır..Belki Sezar;ın hakkını Sezara vermek gerek.Ne kimin hakkıdır?-Bilemem;Emeğin ölçüsü bazında herkese hakkı verilmeli.Fakat, yaşamak ve özgürlük yalnızca kavramsal olarak değil,her anlamda her insanın hakkıdır..Bizler hala iç içe yaşayan bir ülkeyiz..Emekçi, burjuva;Hala beraberken; ÖLMESİN KARDEŞLİĞİMİZ!Sınırlarda atılan her kurşunu kendimize sapladığımızı bilerek ve birilerinin kazançları uğruna kardeşlerimizi katletmeyi kabul etmemek için..SAVAŞA HAYIR; ÖLMESİN KARDEŞLİĞİMİZ.. "ÖYLE GÜZELSİN Kİ,KUŞ KOYSUNLAR YOLUNA..." ----------------------------------------------- Arada bir bu sayfalara çok etkilendiğim mesajlar yazan Ayfer Feriha kardeşimin bütün bu yazdıklarına katılarak ve erken yaşlarda ulaştığı düşünsel olgunluğu selamlayarak ona sonsuz sevgilerimi sunuyorum.-Yılmaz ODABAŞI-


   Gönderen

   özgür akkaya
   istanbul

  14.06.2008

     hocam hayatım boyunca sizi okudum sizi dinledim ben de şiir yazıyorum bir de kitabım var ve hayatımdaki en büyük hata size ulaşmamak, tanışmamak oldu. sizin bir örneğinizin daha bu dünyaya geleceğine inanmıyorum. askerliğimi memleketinizde yapmıştım ve bütün asker ve sivil memurlara sizi anlatıyordum. çoğu da kitabınızı almıştı... bilmiyorum ziyaretçi defterini ne sıklıkta okuyorsunuz, ama bana bir email atarsanız veya ulaşırsanız çok sevinirim... o yaşta evden atılmışsınız hem hayatla boğuşup hem bu kadar duyarlı olup hem de o duyarlılığı sürekli geliştirmişsiniz ...daha ne denir ki hocam.AHHH KİMSELERİN VAKTİ YOK DURUP İNCELİKLERİ ANLAMAYA HOCAM


   Gönderen

   a y c a n
   a n t a l y a

  14.06.2008

     GUZEL SEVDALANISLAR... KUCUK DOKUNUSLAR , SONRA BUYUK SEVDALARA DONUSEN GIZLI , SAKLI, KACAMAK BULUSMALAR, UTANGAC OPUSMELER... HEPSINI YASAMAK, HEMDE SENIN DIZELERINLE YASAMAK OYLE GUZEL, OYLE LEZZETLIYDIKI ODABASI.. HAYATIMIN, GONLUMUN SAIRI... KADERIMI YAZAN, KALEMI YUREGI GIBI , KOCAMAN ELLERIYLE TUTAN ADAM... COK YALNIZLIKLAR YASADIM YILMAZ, COK MUTSUZLUKLAR YASADIM KIMSE BILMEDI.. YADA BILDILER AMA DUYMAZDAN GELDILER, YOKMUS GIBI DAVRANDILAR... YALNIZ , YALNIZ KALMAK VAR BUNU SEN COK IYI BILIYORSUN ...AMA COK COK KALABALIKLAR ICINDE YALNIZ KALMAK DAHA FAZLA SOGUK, DAHA FAZLA YAGMUR, DAHA FAZLA GOZ YASI DEMEK BUNU SEN BENDEN DAHA IYI BILIYORSUN... ıste o zaman yalnızca sen vardın, yemın ederım cogu gece koynumda kıtaplarınla uyuyakaldım... cok gece gecırdım kıtaplarının, dızelerının basında ... agladım, ama sıgınmadım asla goz yaslarımın arkasına... yemın ederım kımsenın yuregını ıncıtmedım... dokunmadım sevdalılrın gozlerıne , kımsenın, kımseye aıt olan bıseyıne dokunmadım.... yalnız yurudum hep... kalabalıklar ıcınde yalnız hemde... bı sevda buldum sandım, bı adam buldum sandım... yuregı kocaman sandım, hıc dusunmeden, sorgulamadan aldım , ellerım gıbı kucucuk dunyamın ıcıne... yuregıme kattım, kendımden bıldım... tek ıstedıgım sıgınmaktı ... yalandan, rıyadan , kımsesızlıkten uzak.... huzuru tattım onunla... ama sende dedınya AŞK TEKKİŞİLİKTİR... EVET YILMAZ ODABASI AŞK TEK KIŞILIKMIŞ..... IKINCI KISIYE BILET YOKMUS... anladım bu sozun ne kadar dogru oldugunu, sevdıgım adam korkup arkasına bıle bakmadan , mucadele etmemek ıcın benı oylece bıraktıgında, arkasından bakakaldıgımda..... ama sevmektem vaz gecmek oyle ınsanın gonlunce olmuyo... sen sımdı ordasın ya... sen sımdı varsın ya... elımı tuttunya... hemde oyle bı zamanda tuttunkı... demıstım sana gonuller tanıstı ama yuzler degıl demıstım... askı senın dızelerınle tattım, acıyı senın dızelerınle dındırdım, ve senın dızelerınle soz verıyorum yenıden asık olacagım ... ask tek kısılıkya ... ellerımı tuttugunda dudaklarıma dokundugunda TEK olabılecegım bı adama yenıden sevdalandıgımda.... yıne ılk sana yazacagım.... cunku asklar sevdalar gok yuzudur karanlıga yıldız cakar... senı sevıyorum hemde bu yalancı dunyada gercekten sevıyorum...

Toplam mesaj sayısı: 1242

Sayfa: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89]

     Yılmaz Odabaşı resmi web sitesi ® 2007