Yılmaz Odabaşı Web Sitesi Untitled 1
 
Yılmaz Odabaşı nın 1980-2014 yılları arasında yazdığı 11 şiir kitabının bir araya getirildiği toplu şiirleri HER ÖMÜR KENDİ GENÇLİĞİNDEN VURULUR, yeni baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! ŞARKISI BEYAZ, (Roman)-5. baskısı Öteki Yayınevi nden çıktı! FERİDE (şiir) 15. baskısı Öteki Yayınevinden çıktı! Kitapçılarda ve internet kitap sitelerinde...

        Web sitemizin konuk defterinin mesaj gönder butonu kapatılmış olup, arşiv olarak açıktır.


   Gönderen

   Roştiam
   İstanbul

  07.02.2008

     Siteniz çok güzel, çalışmalarınızda başarılar.. Sakınca olmadığını düşündüğümden dolayı, amatörce de olsa kişisel şii sayfamı veriyorum, paylaşmak isteyenler için: www.rostiam.blogcu.com.. anlayışla karşılanacağını düşünüyorum. Saygılarımla.


   Gönderen

   Nevzat ALAN
   İZMİR

  06.02.2008

     Sevgili Yılmaz Üstadım, Yalın olduğu kadar İçten olan, yürekli etkinliklerin için seni kutluyor, kolaylıklar diliyor, selam ve sevgiler iletiyorum...


   Gönderen

   İsa İnan
   Muğla datça

  06.02.2008

     Canım Kardeşim özlemek buysa seni çok özledim yaşamak buysa senin gibi şiirlerle yaşamak isterim bahara duran yüreğinden sevgiyle öpüyorum. hep kurduğun düşte bıraktığın gülüşte kal


   Gönderen

   ronia
   konya

  05.02.2008

     yine hüzünlü bir gün ve ben yine bu sitede sizin şiirlerinizi okurken buldum kendimi, ne zaman çekilmez hale geliyorsa hayat ben burada kaybolan umudum toplayıp tekrar devam ediyorum yaşamaya, şiirleriniz hayat veriyor hocam, o güzel yüreğinize sağlık


   Gönderen

   Fatma Özkan
   Ankara

  05.02.2008

     Merhaba Yılmaz abi, 2 haftaya kadar sizi tanımıyordum, Serdar Tuncer bir programında Yenik Serçe diye bir şiir okumuş, ama ona okumak denmez, çok güzeldi.Kimin yazdığına bakayım dedim, sitenizi buldum ve hikayelerinizden, anılarınızdan okudum.Hiç birini yaşamadım ama sanki kendim yaşamışım gibi.Sizi övmek haddim değil, sadece teşekkür ediyorum.


   Gönderen

   Nurhayat Özdemir
   

  04.02.2008

     Nehirler yarışır, çağıldar gözlerinde o nehirler benim nehirlerimdir… iyiki bu düştesin yılmaz odabaşı... iyi ki.. saygıyla


   Gönderen

   Serkan KOÇ
   Diyarbakır

  03.02.2008

     Yılmaz Abi tekrar yürek dolusu sevgiyle merhaba...Sanırım uzun süre oldu yazmayaşım ama hatırlarsanız sadece zamanınızı diğer okuyuculara da ayırabilesiniz diye katlandım bu kısa ama uzun ayrılığa.Umarım herşey gönlünüzce ve yolundadır...Saygılarımı sunar,ellerinizden öperim.. Her zaman dediğiniz gibi; dostça ve kardeşçe kalın..


   Gönderen

   YoL
   İzmir

  03.02.2008

     Ç ü n k ü k ı s a b i r ö y k ü d ü r h a y a t, u ğ r u n a u p u z u n a c ı l a r ç e k t i ğ i m i z… K ı s a b i r t ü r k ü d ü r b i r k e z d a h a s ö y l e m e k i ç i n d e l i r d i ğ i m i z.../ kısa bir türküdür her yaşanan..çünkü, türküler kendini bilmez tutarsız kişiliklerin yandığı gibi, yangın yemiş bir orman gibi kül olur ve susarlar bir gün..mayınlara, bombalara bile gerek yoktur çünkü insanlar zaten birer potansiyel yangındır... ne Diyarbakır'ın ne de Onun seni anlayamaması bundandır...kentin üzerine yağan yağmurun kirli yüzleri, yürekleri temizleyememesi bundandır..dillerde yarım, devrik sözcükler bırakan puştlaşmış sevdalardır..kuşların, serçelerin dallarda üşüyüşlerine aldırış etmeyen zalim yüreklerin boş, anlamsız bakışlarındandır.. sevda adına, umuda söylenen en güzel türkülerin en berbat şarkılardan bile daha anlaşılmaz, daha itici, daha felaket olmasının nedeni; notalarının milyon kere kurşunlanmasındandır....seni üniversite dönemlerinde tanımıştım Yılmaz abi..senin kadar kalemini özgür bırakan bir insanı daha önce tanımamıştım..çünkü biz okurların ya da insanların bazen kendimizden bile sakladığımız gerçeklerimizi bir tokat gibi hiç acımadan çarpmana hayranlık duymuştum..tokatı yiyen şaşırır, hatta sinirlenir diyeceksin ama ben böyle anlamlı tokatları doğruluklar adına her gün suratımda görmek isterim:) sana ilk kez yazıyorum..bundan böyle aralıklı da olsa, zamansızlıklarım hariç gözlerindeki güneşe ve yüreğindeki isyan ile harmanladığın umuduna ortak olmaya gelirim:) u-mutlu kal...!


   Gönderen

   alan
   mardin

  03.02.2008

     kadim ve kıymeti bilenlerin garlarında kaldınız.yetinmediniz kalmakla, seslerine ses verdiniz!!şimde ben sessizlik olacağım! yalnız siz hep deng verin..


   Gönderen

   Bayram BİTMEZ
   Diyarbakır

  02.02.2008

     Merhaba Yılmaz abe. Ne zaman sesinizi duysam gögüs kafesimde hiçbir basınç ölçerin kadranın kaldıramayacağı muazzam bir basınç duyuyorum. cümlelerinizi dinlerken sanki efsunlanmış gibi oluyorum. Lakin söylenen herşey gerçek. Gerçek adamı sarhoş ediyormuş. Bu yüzdendir belki edebiyatçıların pek azıyla sarhoş oluşum. Ama bu öyle bir sarhoşluk ki : köküne kadar, şişenin dibine kadar, zil zurna AYIK olmak gibi bir şey. Yılmaz Abe. Neresinden başlasamki hayatın tezatlıklarının... Bir garip oluyor insan seni okuyunca. Sanki anıların benim de ortak anılarım, sancıların benim benim de ortak sancılarım. Ne zaman alsam elime bir kitabını, " Bakalım bugün ne yazmışım" diyorum kendi kendime. Ve insan bu kadar duygulanır mı, hüzünlenir mi, mutluluk duyar mı kendi yazdıgını okuyunca böylesine, diyorum kendi kendime. Amacım sana methiye dizmek değil. Ki sen buna muhtaç değilsin. Lakin Yılmaz abe, insan ister istemez yıllarca aklına, beynine gönlüne misafir ettiği, yer yer O misafir'i ev sahibi bilip kendi aklında, kendi beyninde, kendi gönlünde onun misafiri olarak ağırlandığı bir kişi'ylede irtibata geçip gönlünden geçenleri yazmasın da ne yapsın Yılmaz Abe. Ape Yılmaz, kalemin hep daim olsun, gözlerindeki o ışıltı hiç eksilmesin, uslubundaki o Diyarbakır kokan ahengi hep baki kalsın, saygılar sunuyorum, Ape Yılmaz. Ellerinden öpüyorum, acılarımızın suretini kelimelerle çizen ünlü ressam.


   Gönderen

   ufuk
   gaziantep

  02.02.2008

     Sizi yeni tanıdığım için utanç duyuyorum çünkü sizi önceden tanımamak benim için en büyük kayıplardan biri oldu.Şiirleriniz ve fotoğraflarınız çok güzel... Ayrıca Emine yalçınkaya'yı gökçen şafak'a o güzel sözleri sarfettiği için kutluyorum.bende antepliyim antepte emine yalçınkaya gibi güzel düşünen çok az kişi kaldı.


   Gönderen

   ne farkeder?
   bir bilebilsem

  02.02.2008

     Vadedilmiş bir hayat var kimileri başarabilirken kimileride monotonluk maratonunda benim gibi kimsenin bilmediği ama kayda değer başarılar almıştır.Bazen cidden diyorumki öldümde haberimmi yok?Eğer umut etmekten başka çareniz kalmdığını anladıysanız ve bu sizi daha çok yıpratıyorsa umut etmekten yorulduysanız kaldıracak kimseniz yoksa önünüzde varsayılan bir ömürden bahsediliyorsa ne yapmalı?Ben duruyorum nefes bile alamıyorum yanımdan insanlar geçiyor kimisi mutlu kimisi mutsuz ama çoğu duyarsız.Şimdi tanımadığım insanalara soruyorum umut etmek bile sıkıcı olmaya başlamışsa ne yapmalı ölümü yaklaştıracak yada hayatla aranızı düzeltecek birşey biliyormusunuz?


   Gönderen

   selma
   diyarbakır

  01.02.2008

     merhaba hocam kitaplarınızdan birkaçını okudum ve galiba beni en çok etkileyen dürüstlüğünüz oldu. insanlığın başarırsa belki de çok şeyi değiştirecek o erdem [kendi gerçeklerine sahip çıkma kabul etme erdemi] ve inan çok az yazarda o erdemi yakalayabildim ne diyeyim yazarak yaşayın yaşayarak yazın hocam, saygılar...


   Gönderen

   ayfer feriha nujen
   dünyada bir yer..

  01.02.2008

     -bedenim mezarımdır benim! soluyor saçların içine dönüyor gözlerin unutuyorsun kendini sesini kusuyorsun boşluğa sonra sessizce diyorsun ki -bedenim mezarımdır benim! damlıyor işeret parmağın hava sızıyor içine içiyor seni yeryüzü hiç'e sürüyorsun kendini sonra sessizce diyorsun ki -bedenim mezarımdır benim! alnın akıyor yüzüne sesinde biteyen bir savaş vuruyorsun kendini az kan kaybederek ölüyor gölgen sonra sessizce diyorsun ki -bedenim mezarımdır benim! ... babalarımız bizden vazgeçtiler hocam..hayal dünyalarımızı yıkmak için zihinlerimizi yaktılar..tambur inletmek kadar uysal hallerimizi ipe çekiyorlar..zelda'yı kıskanıyorlar..mezarına gitmek yasak!bakmak uzun uzun resimlerine... günün belli saatlarinde başkalarına dönüşmedik diye, katil olmayı üç-beş dolar için üstlenmedik diye..bize edebi yaşamak, namusmuzla ölmek yasak! bitsin artık o içe dönük yılların ..bize yeniden anlat; en baştan yaşamak ,ölmek dürüstçe..ne demek varoluş?..diyalektik..anlat yeniden..anlat ki;eğmesinler başımızı yere..bize öyle şeyler anlat ki;kimse kahrından atllamasın denize..dünya güzel ve büyük..paylaşamayı çok görmeyelim kendimize..anlat ki;utanıpta dışlamayalım çocukluğumuzun mahçupluğunu..birbirine ters düşmesin aklımızdaki "çocuklar ve adresler"..yeniden zümrüd-ü anka gibi var olsun o "kül aşklar"...kimse karanlığa saplanıp kalmasın o "düş labirenti"nde.. şarkılar gibi bir yer anlat ..annelerimizi ve bizi yalnız babalarımızın aldattığı bir yer..kimsenin küfrü bilmediği..konuştuğu için, masumiyetten bahsettiği için dövülüp kirlenmediği bir yerden bahset..karakollarda dövülüp ,yaraları tuzlu suya yatırılmamış insanların mutluluğundan bahset..anlat biraz,var mıdır barışın yaşadığı bir yer bu dünyada..?annemin aldatılmadığı..üniformasını insan ahıyla,mazlum hakkıyla giymemiş ve etiği varlığının hakkı olan ak -pak biri var mı bu düzende?ölümün olmadığı bir yer anlat bana baba..kimsenin ölmediğ ama yinede varolmadığı içsel dünyanın kırılmışlığını nasıl onarırız, onu anlat..bana öyle bir şey anlat ki;kimsenin bilmediği ,birilerini duyunca kirletmek hissine bürünmek istemediği bir yer olsun o hikayede..ama yok yok,anlatma!bu yaşta babasız kalmak zor gelir insana..ya seni de vururlarsa arkandan utanmadan..ya seni de kaparlarsa çelik demirler ardına..varken yok ederlerse seni..yazdıkça sürülen ,and olsun büyüdükçe sesim tenleride duydukdukları acı olayım ki,ben buna müsede etmem..çok geldi bu kadar susmak geçmiş tarih defterlerinde..bu böyle olmaz!artık kormuyorum analt...dinleyeyim...dinleyeyim ki; ölmesine göz yummayayım kimsenin... çocukluğu ölmüşlere analttığın gibi,sevgimle..

Toplam mesaj sayısı: 1242

Sayfa: [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50] [51] [52] [53] [54] [55] [56] [57] [58] [59] [60] [61] [62] [63] [64] [65] [66] [67] [68] [69] [70] [71] [72] [73] [74] [75] [76] [77] [78] [79] [80] [81] [82] [83] [84] [85] [86] [87] [88] [89]

     Yılmaz Odabaşı resmi web sitesi ® 2007